28 Mart 2014 Cuma

Buflesco

Mary yine gecenin bir yarısında yatağından gizlice kalkıp odasından kıyafetlerini, çantasını alıyor ve ses çıkarmadan giyinmek için yan odaya doğru sessiz adımlarla ilerliyor. Ben, gözlerimi kısık bir şekilde açarak bu utanç verici tabloyu yaşamamayı istiyorum ve rüya olmasını dileyip gözlerimi tekrar kapatıyorum.

Neler karıştırdığını öğrenmeyi kafama koyuyorum, ‘’bu sefer ne bok yediğin bulacaksın’’ diyorum kendime ve evden çıkmasını bekliyorum. Kapı aralığından bakarken çok severek aldırdığı koyu kırmızı rujunu özenle sürdüğünü görebiliyorum ve bekliyorum.

Hazırlığını bitiriyor, ona geçen noel gecesi aldığım kürkü giyiyor ve kapıyı sessizce kapatıp o soğuk aralık gece yarısında evden korkak adımlarla uzaklaşıyor. Bense kapı sesini duyar duymaz ceketimi kapıyorum, altımdaki koyu yeşil pijamanın altına botlarımı giyerek evden çıkıyorum ve karımın peşine koyuluyorum. Haliyle sokakta kimse yok, gecenin bir vakti, hava buz gibi. Ben soğuğu hissetmiyorum bile, içimde yoğun kan akışının verdiği çok derin bir sıcaklık var. Damarlarımdaki hareket halindeki kanın sıcaklığını hissedebiliyorum.

Buz mavisi bir spor araba geliyor sokağın başından, gecenin şanslı adayı bu olmalı herhalde. Mary, karşıdaki yola geçerken caddenin tam ortasında duruveriyor aniden. Sağ elini havaya kaldırıyor ve arabanın gelmesi için işaret ediyor. Buz mavisi araba Mary’nin yanında duruyor, içindeki seri katil suratlı bir herif var. Bıyıklarının uçları çenesine kadar iniyor. Sanki hapishaneden yeni kaçmış ve yıllar sonra seks yapmak istercesine Mary'ye bakıyor ve sohbet etmeye başlıyorlar. Bense arabamla takip edebilmek için hemen evimin bahçesine doğru koşuyorum. Koşarken komşumuz Frances'i görüyorum, deliymişim gibi bakıyor bana. Durumu izah etmemek için kafamı çeviriyorum ve koşmaya devam ediyorum. Arabamı görebiliyorun, araba kapısına anahtarı sokmaya çalışıyorum, telaştan yedinci denememde anca sokabiliyorum. Hemen bir şekilde arabayı çalıştırıyorum ve o lanet yere doğru sürüyorum. Arabamla giderken Frances'in donuk suratını görüveriyorum aniden, ölü gibi bakıyor bana ve hiç hareket etmiyor, ruh gibi. Devam ediyorum sürmeye. Caddenin tam ortasını görebiliyorum sanki...

Hala konuşmaları devam ediyor. Lanet olsun, Mary o seri katil suratlı herifle konuşurken kahkahalara boğuluyor ve durmadan sağ eliyle adamın omzunu okşuyor. o iyi bir kadındı... Mary buz mavisi arabaya atlıyor ve buflesco caddesine doğru ilerliyorlar.

Sigarayı tam 9 ay önce bıraktım. Mary, içmemden nefret ediyordu, devamlı zararlarından bahsediyordu. Arabala takip ederken torpido gözünü açtım ve William S. Burroughs kitabı arasından içinde üç adet sigara kalan yıpranmış sigara paketini çıkardım. Bir tek alıp yakım ve usulca arabayı sürmeye devam ettim.

Buz mavisi araba green house adındaki ıssız pansiyonun önünde durdu, ben de arabamı kuytu bir yere çektim ve çıkıp onları izlemeye devam ettim. Arabadan indiler ve otel lobisine doğru ilerlediler. Takibe sessiz adımlarla devam ettim....


to be continued...
Tarih, 21 Aralık Cuma günü. Saat 01.07.

Göz kapaklarım kapalı, burnuma çürük vişne ve viski kokusu geliyor. Başımda inanılmaz bir ağrı var ve dirseğimin acıdığını hissediyorum. Gözlerimi açmaya çalışıyorum, zorlanıyorum. Sol gözüm yarım açılıyor, buğulu bir pencere camından bakarcasına önümde esmer, kırmızı rujlu bir hatun görüyorum. Hala nerede olduğumu anlamış değilim. Diğer gözümü açarken ellerimi hareket ettiremediğimi fark ediyorum. Bir sandalyeye bağlanmışım, ellerimi bağladıkları ip tahriş etmiş olabilir, kıpkırmızılar tahminimce, kiraz gibi. Tanrım, ne diyorum ben. Gözümü açtıktan sonra koluma bakıyorum, kanıyor. Bıçak yarası gibi gözüküyor ve leş gibi viski kokuyorum. Bulunduğum yer eski bir bodrum katı olmalı ve çürük vişne kokuyor.

Karşımdaki esmer hatun bana bakarak gülüyor, bacaklarını ayırıyor ve elindeki kırmızı elmasından koca bir ısırık alıyor.  Dikkatlice onu seyrediyorum ve tam konuşacakken ağzımın gri bir koli bandı ile bağlandığını görüyorum. Yukarıdan müzik ve çığlık sesleri geliyor, üst kattaki enerjiyi hissedebiliyorum. Bir barın bodrum katında olmalıyım. Asıl soru; burada ne işim var? İnanın neden burada olduğuma dair hiçbir fikrim yok. Ben sadece iş arkadaşlarımla bir kaç bira içmek için dışarı çıkmıştım.