29 Ağustos 2013 Perşembe

Passiflora caerulea

tarkovsky'nin nostalghia filminin en vurucu cümlelerinden birisi şudur: "hepiniz özgürlük istiyorsunuz ama elde edince onunla ne yapacağınızı bilmiyorsunuz... ya da onun ne olduğunu. " geriye çekilip de hayatıma tepeden bakmamı sağlayan bu cümle ilk duyduğum andan beri beni etkilemiştir. daha doğrusu, neden olaylara 'böyle' yaklaşıp neden 'öyle' cümleler kurduğumun farkına varmak, evet bu beni hep etkilemiştir -insanın kendini keşfetmesi en muhteşem olanı-. 
evet özgürlüğüme herkes gibi düşkünüm ve gerçekten özgür olmayı istiyorum ama şu an özgür müyüm? değil miyim? peki hayalini kurduğum özgürlük ne? bu gibi -şu an dahi cevabını veremeyeceğim- sorular hakkında düşünürken şunun farkına vardım: özgürlüğün de diğer bütün soyut kavramlar gibi -burada konuyu yalnızlığa bağlıyorum- net bir tanımı yok. yaşamımızda 'evet artık bundan sonra özgürüm, yalnız değilim, mutluyum' diyebileceğimiz bir eşik yok. 
örneğin yalnızlık -hah tamam tamam şimdi bağladım-. insan çoğu zaman yalnız olmamaya o kadar odaklanıyor ki yalnızlığın ya da yalnız olmamanın ne olduğunu kaçırıveriyor. insan yalnızlığın belirli bir meksika sınırı olduğunu ve o sınırı geçince sonsuza dek yalnızlıktan kurtulacağını sanıyor. örneğin birisine aşık oluyor karşılık bulunca artık yalnız olmayacağını düşünüyor ya da toplumda bir statü elde edince yalnızlıktan kurtulacağını sanıyor.. kendince koyduğu o sınırları bir bir geçip, kendince belirlediği o hedeflere bir bir ulaşıp da hala yalnız olduğunu fark edince de buhran yaşıyor.

hiç kimse sizi tam olarak anlayıp, içselleştiremez. siz bile kendinizi yüzde yüz anlayamazsınız. bu yüzden kişinin yalnızlığı gerçektir. insan bu gerçeğin üstünü örtemez. "gerçek inatçıdır. saklandığın yer su geçirmez değildir. yaşam dışarıdan sızar içeri." yalnızlığın bu kadar çaresiz bir hastalık gibi algılanması ya da bu kadar insanın canını yakmasınınsa tek bir sebebi var: sürekli dışarıdan yardım bekleyip, yalnızlığı bu yolla atlatılabilir, bir nevi modern çağın vebası olarak algılamak.


nostalghia'daki çevirmenin sözlerini yama edip tekrar piyasaya sürersek: "hepiniz yalnız kalmamayı istiyorsunuz ama yalnızlıktan kurtulunca ne yapacağınızı bilmiyorsunuz...
ya da yalnızlığın ne olduğunu. "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yaz kızım, 200 torba çimento, 20 kamyon çakıl